CelluBOR; yalıtımın doğal çözümü

Yılın Yatırım Ödülü CelluBOR Yalıtım'ın

Ses Yalıtım Gereklilikleri

Ses Yalıtımının İnsan Üzerindeki Faydaları

İnsanlar kendilerini iyi hissetmek için gün içerisinde konuşma, müzik ve doğayı dinleme gibi aktivitelere ihtiyaç duyarlar. Ancak, rahatsız edici ses olarak tanımlayabileceğimiz gürültünün insan sağlığı üzerinde olumsuz etkileri vardır. Günümüz dünyasında gürültü artık sadece fabrikalardaki uzun süreli gürültü altındaki insanların yaşayabilecekleri işitme kaybı sorunlarını ele almamakta, gürültüye karşı açık alanlar ve iç mekanlardaki her çeşit gürültüyü kapsamaktadır.

Gürültünün insan üzerindeki etkileri araştırıldığında; can sıkması, iletişimi engellemesi ve devamlı duyma bozukluğu riskleri ele alınabilir ancak beraberinde gürültüye maruz kalınan süre ve gürültü tipi, hangi zaman aralıklarında maruz kalındığı gibi etkenler de göz önünde tutulur.


Gürültünün İnsan Sağlığı Üzerindeki Etkileri

Şehirleşmenin günden güne artması sonucunda, yaşam alanlarının birbirlerine hayli yakınlaşması ile özel alanlarda konfor önem kazanmaktadır. Konforun sağlanmasında en önemli faktörlerin başında, doğru malzemelerle ses yalıtım uygulamaları yapılmış, gürültüden olabildiğince arınmış ortamlar akla gelmektedir. Nüfus artışı sonucu şehirlerin 24 saat canlı olması ve taşımaların gürültülü motor tahriki ile sağlandığı modern şehirlerde birçok insan karayolu gürültüsünden olumsuz etkilenmekte ve ses yalıtımının önemini gözler önüne sermektedir. 1971 yılında Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından yapılan bir çalışmada, gürültünün insan sağlığına karşı ana bir tehdit olarak görülmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. WHO tarafından yapılan diğer araştırmalara göre Avrupa nüfusunun yaklaşık %25’i 65 dBA değeri üzerinde ulaşım gürültüsüne maruz kalmaktadır. 65 dBA değerindeki bir ses basınç düzeyinde uyku bölünmesi ve diğer sağlık sorunları ortaya çıkması sonucu ile karşılaşılır.


Gürültüye Bağlı İşitme Kaybı

İşitme kaybı/bozukluğu, duyma eşiğindeki işitme eşiğindeki yükselme olarak tanımlanır. Duyma eşiği, özel bir işitme ölçen aletle saptanır. Bir kişinin işitmesinde bozukluk olması, o kişinin performansını ve günlük hayatını olumsuz yönde etkileyecek sonuçlara yol açar. Dünya çapında duruma bakıldığında, gürültüden kaynaklanan işitme kaybı, geri dönüşü mümkün olmayan iş kazalarından birisidir. Gelişmekte olan ülkelerde, sadece işyeri gürültüsü değil, çevre gürültüleri de işitme bozukluğu için artan risk oluşturmaktadır. Gürültünün istenen seviyeye düşürülmesi ses yutuculuk değeri yüksek ses yalıtım malzemeleri ile gerçekleşir. Ayrıca iş güvenliği gereği olarak, yüksek ses altında çalışanların gerekli önlemlerin alınmasını gerektirmektedir.


Konuşmanın Engellenmesi

Gürültünün konuşarak iletişime olan olumsuz etkisi, kişisel yeteneksizlikle, elverişsiz durumların ortaya çıkması ve davranış bozukluğunun ortaya çıkması ile sonuçlanır. Konsantrasyon bozukluğu, kişinin kendine olan güveninin azalması, yanlış anlaşılma, rahatsız olma, iş performansının azalması, insan ilişkilerinin bozulması ve stres gibi olumsuz sonuçlar, bilimsel olarak literatürde yerini almıştır.

Gürültünün ses basınç düzeyi arttıkça, insanlar anlaşılabilmek amacıyla seslerini yükseltirler. Bu durum, konuşmacı üzerinde ek bir stres yaratır. Örneğin, sessiz ortamlarda, 1 metre mesafede konuşma düzeyi 45 – 50 dBA civarındadır. Ancak bağırırken 30 dBA daha yüksektir.

Günlük koşullardaki konuşmanın anlaşılabilirliği, konuşma düzeyine, konuşma biçimine, konuşmacı -dinleyici mesafesine, ses basınç düzeylerine, araya giren gürültünün ve mekânın özelliklerine (reverberasyon – çınlama süresi gibi) bağlıdır. Dinleyicinin işitme kapasitesi ve konuya gösterdiği dikkat de, en az konuşmanın anlaşılması kadar önemlidir. Mekânın çınlama özellikleri de oldukça önemlidir. Örneğin, 1 saniyeden fazla çınlanım sürelerine sahip mekanlarda, konuşmanın anlaşılması zorlaşır. Uzun çınlama süresine, yüksek arka plan gürültüsü eklenince konuşmanın anlaşılması çok daha güç olur. Hassas toplum kesimleri için sessiz ortamlarda, 0.6 saniyenin altındaki çınlama süreleri tavsiye edilir. Örneğin, yapılan araştırmalar sonucunda işitme güçlüğü yaşayan kişiler için çınlama süresi 0.3-0.5 saniye arasında alınır.

Normal işitme duyusuna sahip dinleyicilerin tam konuşma anlaşılabilirliğinin sağlanması için, konuşma düzeyi ile ortam gürültüsü arasında 15-18 dBA fark olması gerekmektedir. Küçük mekanlarda gürültü düzeyi 35 dBA’ yı geçtiğinde konuşmanın anlaşılması zorlaşmaktadır.


Gürültünün Uyku Üzerindeki Etkileri

Bölünmemiş kesintisiz bir uyku, sağlıklı insanların iyi bir fizyolojik ve ruhsal yapıya sahip olmaları için gereklidir. Uyku bölünmesi ise çevre gürültülerinin olumsuz etkilerinin başında gelmektedir. Gece oluşan gürültünün ikincil etkilerinden de söz edilebilir. Gecenin ardından gelen gündüz periyodunda, birey uyanıkken bazı olumsuz etkiler gözlenir. Bunlar uyku almanın kalitesinde düşüş, yorgunluk hissinde artış, bunalımlı hâl ve davranışlar, düşük performanstır. Aynı zamanda gürültüye maruz kalan insanlarda sakinleştirici ve uyku ilacı alımında artış gözlenmiştir. Uyku bozukluğunun davranışa olan etkileri ise kapalı camlı odalarında uyumak ve gürültüyü işitmeyi engelleyen kişisel araçlar kullanmaktadır. Uyku konforunun tesisi yönünden de ses yalıtımının önemi görülmektedir.


Gürültünün Fizyolojik Etkileri

Gürültü; yüksek tansiyondan akıl hastalıklarına kadar birçok sağlık probleminin artışını etkileyen faktörlerden biridir. Son yıllarda gürültünün ischaemic kalp hastalığı üzerinde risk oluşturduğu yönünde bulgular elde edilmiştir. Gürültü düzeyi LAeq (6-22) değeri olarak 65 – 70 dB’e ulaştığı zaman riskte artış görülmüştür. Araştırmaların yapıldığı ortamlardaki bazı değişkenler (yatak odası pencere yönü, pencere açma alışkanlığı, maruz kalma süresi) göz önüne alındığında kalp hastalığı riski artmaktadır. Gürültünün fizyolojik etkileri göz önüne alındığında, ses yalıtımının önemi bir kez daha anlaşılmaktadır.


Gürültünün Ruh Sağlığı Üzerindeki Etkileri

Fizyolojik rahatsızlık yaratan gürültü seviyelerinin başlangıç değerlerinin kolaylıkla belirlenmesine karşılık, psikolojik rahatsızlığın sınırlarını çizmek kolay olmamaktadır. Çevresel gürültüler insanın sağlığını direkt olarak etkilemez ancak mevcut ruh hastalıklarını hızlandırdığı ve arttığı gözlenmiştir. Çevresel gürültülerin ruh sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri çeşitli bulgular içerir. Endişe, duygusal stres, sinir bozuklukları, baş ağrıları, mide bulantısı, asabiyet, ruh hali değişimleri, sosyal çatışmalarda artış elde edilen bulgulardır.


Gürültünün İş Performansı Üzerindeki Etkileri

Gürültünün iş hatalarına ve iş kazalarına yol açtığı gerçeği yapılan araştırmalar ve deneyimsel kazanımlarla ortaya koyulmaktadır. Ancak etkiler, gürültünün tipine ve yapılan işe bağlıdır. Deneysel ve iş yerindeki çalışmalar gürültünün dikkat dağıtan uyarıcı bir unsur olduğunu ortaya koymuştur. Genel olarak gürültü, yapılan işin niceliğini etkilemez ancak niteliğini etkiler.


Gürültünün Konut Alanlarındaki Genel Davranış ve Rahatsızlık Üzerindeki Etkileri

Küreselleşen dünyada gürültü küresel bir olay ve küresel bir problemdir. İnsanlar gürültüye maruz kaldıklarında, rahatsızlığa ek olarak bazı olumsuz duygular hissederler. Bunlar; kızgınlık, hoşnutsuzluk, hayal kırıklıkları ve depresyon gibi duygular olabilir. Rahatsızlığın neden oluştuğu ve dereceleri çeşitli faktörlere bağlıdır.


Bunlar:

  • 1. Gürültünün karakteristiği: Yoğunluğu, frekans spektrumu, zaman aralığı
  • 2. Gürültüden kaynaklanan kesintiler: Konsantrasyon bozukluğu, TV izlemenin zorlaşması, vb.
  • 3. Gürültüye karşı bireysel hassasiyet: Bireylerin gürültüye karşı hassasiyeti aynı değildir.
  • 4. Gürültü kaynağına olan kişisel tavır: Çalan müziğin bize mi, başkalarına mı ait olduğu, oldukça fark yaratır.

Konutlarda hava yolu ile geçebilecek yüksek seviye sesler, yaşam alanlarındaki konforu direkt olarak etkiler. Konutlarda uygulanacak ses yalıtım yönetmeliği ve ses yalıtım yönetmeliğinin de doğru tatbiki ile yukarıda sayılan, günlük hayatı olumsuz etkileyebilecek maddeler muhafaza altına alınabilir.